.
.
İsa gelecektir. Gelmeden yolunu Levh-i Mahfuz açmıştır.
.
“Levh-i Mahfuz’u Kur’an-ın içinde saklayan Allah
her ikisini de insanın içinde tabi ki saklamıştır.
“Kur’an-ı ne kadar anladığımız tekâmülümüzle alakalı bir konu ise”,
insan er ya da geç içindeki Levh-i Mahfuz’u keşfedecektir.
Güzel kardeşim bu günlük
Levh-i Mahfuz’u yaşayanların yaşadıklarını
ancak harflere dökebildikleriyle süslenmiş bir günlüktür.
Yaşanmışlıkları harflere dökmek mümkün değildir.
Denizler yetmeyebilir.
2006 da girerlerse günlüğe,
büyük olasılıkla ateşlerini söndüre söndüre
cennetine koşar adım giden insanların öykülerini görecekler.
O gün geldiğinde Levh-i Mahfuz bilgisinin
dünyanın nefes almaya başladığı günden bu güne kadar
aldığı en büyük hediye OLduğunu anlayacaklardır.
İsa gelecektir.
Gelmeden yolunu Levh-i Mahfuz açmıştır.
Muhammed gelmiştir.
Anlaşılmasını Levh-i Mahfuz sağlamıştır.
Cehennem yanmıştır.
Ateşini Levh-i Mahfuz söndürmüştür.
Cennet yaratılmış ve kıyamete kadar ipoteklenmişti.
İpoteğini Levh-i Mahfuz çözmüştür.
Kur’an gelmiştir.
1400 yıldır anlatıla anlatıla anlaşılır hale getirilememiştir.
Kur’an-ın üzerine güneşi Levh-i Mahfuz doğurmuştur.
Levh-i Mahfuz insan evladının ÖZüdür.
Levh-i Mahfuz yaşamın kendisidir.
Levh-i Mahfuz aldığımız nefesin alt yapısıdır.
O altyapıyı kurmadan aldığımız her nefes ateş,
onunla beraber yürüdüğümüz her yol cennet OLacaktır.
Levh-i Mahfuz binlerce ömürlük bir çilenin ardından alınan
Tanrının hediyesidir.
Her şeye değer ve her şey onun yanında anlamını yitirir.
Bu değeri üzerinde imzası olan kişi de çok iyi bilir,
hücre çeperlerine kadar sindirip okuyanlar
ve onu hayatı yapanlarda…”
.
http://www.tanrinindogumgunu.com/habire-sorulan-sorular-hbs-sss-ve-faq-olarak-da-bilinir/
.
.